20 Mayis 2012 Pazar Saat 22:13
Osmaniye
18°C
14°C - 24°C
Osmaniye
UKID Başkanı Musa Serdar Çelebi: Darbelerin en acılarını yaşamış insanlardan birisiyim

UKID Başkanı Musa Serdar Çelebi: Darbelerin en acılarını yaşamış insanlardan birisiyim

Sivil Dayanışma Platformu'nun (SDP) Osmaniye'deki 12 Eylül referandumu için düzenlediği toplantı Köşk Salonu'nda gerçekleştirildi.

05 Eylül 2010 Pazar Saat 13:10

Osmaniye Sivil Toplum Kuruluşları Platformu tarafından organize edilen programa konuşmacı olarak Sivil Dayanışma Platformu Başkanı Ayhan Ogan, Emekli Başsavcı Av.Reşat Petek, Uluslararası Kalkınma ve İşbirliği Derneği Başkanı Musa Serdar Çelebi ile Genç Siviller Temsilcisi Erkan Şen katıldı.

Sivil toplum kuruluşlarının selamlama konuşmalarının ardından yaklaşık bin kişinin katıldığı programda referandumu anlatan Uluslararası Kalkınma ve İşbirliği Derneği (UKİD) Başkanı Musa Serdar Çelebi kendisinin darbelerin en acılarını yaşamış birisi olduğunu söyledi. Çelebi şunları söyledi: "Bu darbecileri ebediyen tarihe gömme fırsatı şimdi milletin elindedir. Ben o darbelerin en acılarını yaşamış insanlardan birisiyim. 12 Eylül'den önce yurt dışına gittim. Orada devletimizin, milletimizin menfaatlerini korumak için, bütün Avrupa'ya göçmüş kardeşlerimizin örgütlenmesine, orada milli ve İslami hizmet verecek teşkilatların kurulmasına çalıştım. Ama darbecilere karşı çıktım diye 12 Eylül'den sonra yurt dışına kaçınca ben ve arkadaşlarım hakkında idam talebiyle dava açtılar. Türkiye'ye dön çağrısı yaptılar. Dönmedim diye Haziran 1983'te vatandaşlıktan attılar. 16 sene bu topraklara giremedim. Bu zulme dur demek milletin borcudur."

12 Eylül'de sandığa gidenlerin bir tek şey yapmış olacaklarını ifade eden Çelebi, bu şu sözlerle açıkladı: "Evet derseniz bu güne kadar darbeler yapan ve Türkiye'nin ekonomik hayatını felç eden, sosyal hayatını dinamitleyen bizim bütün siyasi ve eğitim hayatımızı, nesillerimizi mahveden bir gidişe dur demiş olacaksınız. Eğer hayır derseniz hem bu millete hem de bütün kâinata bizi darbelerle yöneten, irademiz üzerine ipotek koyan, oligarşiye, devletin bütün imkânlarını kendi dar grupları için kullanan çeteye ve onların devamına evet demiş olacaksınız. Bu memleketin çocukları, evlatları böyle bir anayasa değişikliğine hayır diyebilir mi?"

Çelebi, böyle bir anayasa paketini yarın bir gün hiçbir zaman bu kafayla iktidara gelemeyecek olan CHP'nin de anlayacağını ve millet iradesinin hâkim olduğu bir anayasa yapma noktasına geleceğini söyledi.

Cihanın en büyük devletlerinden biri olmaya çalışan Türkiye'nin daha fazla beklemeye teamülü olmadığını vurgulayan Çelebi, "Ben uzun yıllardır Almanya'da yaşıyorum. Almanya ikinci dünya savaşında yerle bir olmuş, Hitler denen bir diktatörün maceraperest siyasetiyle yok olmaya gitmiştir. İkinci Dünya Savaşı'ndan çıktıktan sonra yaptığı ilk iş sivil bir anayasa yapmak olmuştur. Sivil anayasayı halkoyuna sunduktan sonra ertesi gün devletin bütün kadrolarında ne kadar asker ve sivil o geçmiş döneme ait bürokrat varsa aynı gün tamamını emekli etmiştir. Tarihte buna benzer birçok örnekler vardır." diye belirtti.

"Biz Osmanlı'nın devamı olan bir milletiz. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni kuranlar, devleti aliyyenin, Osmanlı'nın asker bürokratlarıydı. Rütbeleri omuzlarında olan insanlardı ve rütbeleri ile Cumhurbaşkanlığı yaptılar. Doğal olarak o şekilde emekli oldular. Ama o asker bürokratla beraber bir şey geldi." diyen Çelebi, bu konuda da şunları dile getirdi: "Bizler ordumuza bağlı olan insanlarız. Ancak biz ordumuzu kışlada severiz. Ordumuzu devlet ve milletin düşman saldırılarına karşı müdafasında severiz. Şimdi siz orduyu güvenlik noktasından ayırır siyasetin merkezine sokarsanız ve bir siyasetçinin bütün renklerle hareket etmesi gibi ordudan da böyle bir hareket beklerseniz yanılırsınız. Ordu için iki tane renk vardır. Birisi kırmızı diğeri mavidir. Mavi kuvvetler dost kuvvetlerdir, kırmızı kuvvetler düşman kuvvetlerdir. Ordu ülke güvenliğine ters gördüğü her hareketi düşman olarak görür ve yok etmek ister."

Türkiye'nin gerçeklerinin sadece güvenlik açısında ele alınamayacağını, işin ekonomik, sosyal, kültürel boyutları da bulunduğunu hatırlatan Çelebi, sözlerine şöyle devam etti: "Yani 160 dereceye meseleye bakmak gerekir. İşte bu gün karşı karşıya kaldığımız ve başımızı ağrıtarak geleceğimizi adeta karartan meseleler bu tek bakışlı siyasetler yüzünden gelmiştir. Neden biz bin yıl berber yaşadığımız kardeşlerle bu gün boğaz boğaza gelmiş olalım. Neden kürt kardeşlerimizle karşı karşıya gelmiş olalım. Sebebi bu tek bakışlılıktır. Bütün bu meselelerin çözülebilmesi için bir anayasa değişikliği kapımıza gelmiştir. Hem de Allah'ın izniyle demokratik bir süreç içerisinde geliyor. Bu milletin hangi evlatları böyle bir süreçte bunu reddedecekler, reddedeceklerse tarih önünde ne cevap verecekler? Türkiye'nin gündeminde olan bir HSYK var. 'Yargı siyasete alet ediliyor. Siyaset yargının üzerine biniyor.' deniyor. Ey benim güzel kardeşim adam binmiş yargının üzerine. Yargıyı tam kendi oligarşik çıkarlarına alet etmek için HSYK denen bir sistem kurmuş. Bizim hayırcılara anlatmamız gereken budur. Şimdi iktidar değil anayasa değiştiriyoruz."

Emekli Başsavcı Avukat Reşat Petek de şunları söyledi: "Önümüzde bir hak alma hakkı çıkmıştır. Bu ülkeyi askeri darbelerin arkasında kabul ettikleri anaysa ile kendi siyasi çıkarları ve ekonomik menfaatleri için ve maalesef dış güçlerin güdümünde ülkeyi yürütmek isteyenler asla bu milletin iradesine, hak ve hukukunu kendiliğinden verme taraftarı değillerdir. Bu hakkı almak zorundayız. Evrensel hukuk, Türkiye'deki beğenmediğimiz 1982 Anayasası bile savunmasız hiç kimseye ceza verilemeyeceğine amirdir. Memurlarımız var. En ufak disiplin cezası için bile savunma alınır. HSYK Cumhuriyet savcısının yetkisini alıyor. Savunma almaya gerek görmüyor. Ne evrensel hukuk tanıyor, ne anayasa tanıyor, ne de kanun tanıyor. Ondan sonra da nasıl oluyor da benim insanım hukuk tanımayan, anayasa tanımayan, kanun tanımayan insanların statükosunun devam etmesi için bu anayasa değişikliğine hayır diyecek. Ben de 28 Şubat 1997'den sonra ilk defa eğitim özgürlüğü elinden alınan 'başörtülü kızlarımızı üniversitelere neden almıyorsun' diye rektör ve dekan hakkında dava açtığım için dava açar açmaz görevinden alınan bir kardeşinizim. Şimdi benzer hareketi yapan idare mahkemesi hâkimleri, ağır ceza mahkemesi hâkimleri HSYK tarafından dağıtıldı. Görev yerlerinden her biri bir tarafa atıldı. Şimdi bunlar sadece 3– 5 hâkim ve savcıyı mı ilgilendirir yoksa bütün milleti mi ilgilendiriyor?"

Sivil Dayanışma Platformu (SDP) Başkanı Ayhan Ogan ise "Belediyenin itfaiyenin, ambulansın iki saatte ulaştığı karakola Türk Silahlı Kuvvetleri'nin takviye kuvvetleri beş saatte ulaşamadı. Başbakan bazen büyükelçileri toplayarak terör örgütüne neden destek veriyorsunuz, onları neden bize teslim etmiyorsunuz diyerek basıyor fırçayı. Oradan bir büyük elçi çıksa dese ki 'sayın başbakan siz bize kızıyorsun da sen Hantepe'de askerlerin ölürken seyreden generallerden hangisini açığa aldın' diye sorsa ne cevap verebilecek. Veremez, çünkü onların ne yargılanacak sistemin var, ne de mahkemen var. İşte bizim hukuk sitemimiz. Burada zalim bir diktatörlük vardır. Yarın önümüzde bambaşka bir Türkiye olabilir. Ülkemiz gün be gün değişiyor, gelişiyor. Bu farklı Türkiye'ye göre herkes kendisini yenilemelidir." sözlerini kaydetti.

Toplantının sonunda ise Genç Siviller Temsilcisi Erkan Şen kısa bir konuşma yaparak darbe anayasasının neticesinde zulüm görmüş, öldürülmüş kimselerden çeşitli örnekler verdi.


Bu Haber Toplam 355 defa okundu.
Paylaş :

Yorumlar :

Bu Habere Henüz Yorum Eklenmemiş.

Foto Galeri

Osmaniye Berke Barajı
Osmaniye Berke Barajı
Kastabala
Kastabala
Aslantaş
Aslantaş
Yer Fıstığı
Yer Fıstığı
Düziçi
Düziçi
Bahçe
Bahçe
Cevdetiye
Cevdetiye
Hemite
Hemite
Osmaniye Haritası
Osmaniye Haritası

E-Bülten

Haberler Günlük Mailinize Gelsin

Video Galeri